İmtihan

İmtihan /

İmtihan

 

 13 – iMTiHan

 

 

 13 – iMTiHan

 

 

 

 13 – iMTiHan

 

 

 

1 – Ey iman edenler, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hâlâ sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp sapmış olur.

2 – Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkâr etmenizi içten arzu etmişlerdir.

3 – Ne yakın akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. (Allah) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

4 – İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: “Biz, sizlerden ve Allah’ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah’a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir.” Ancak İbrahim’in babasına: “Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah’tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez.” demesi hariç. “Ey Rabbimiz, biz sana tevekkül ettik ve ‘içten sana yöneldik.’ Dönüş sanadır.”

5 – Rabbimiz, bizi inkâr edenler için fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin.

6 – Andolsun, onlarda sizlere, Allah’ı ve ahiret gününü umud edenlere güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan), Hamid (övülmeye layık olan)dır.

7 – Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgi bağı kılar. Allah, güç yetirendir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

8 – Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

9 – Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkaranları ve sürülüp çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir.

10 – Ey iman edenler! Mü’min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü’min kadınlar olduklarını bilip öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü’min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü’min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

11 – Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’tan sakının.

12 – Ey Peygamber, mü’min kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma’ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret iste! Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

13 – Ey iman edenler, Allah’ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir.

 

 

 KavRaM SöZLüĞü = 13 – iMTiHan

 

 

با – بها – بابها – ال – دين – ا – منو – الا – بحد –

 

HaDeV : حدو : maval okuyarak sürüyü gütmek, önüne katmak, çoban önde sürü arkada, yürütmek, gütmek, sürmek, yedmek…!

HaDaKa : حدق : gözünü dikerek bakmak, dolaylandırıp almak, göz dikmek, göz koymak, dik dik bakmak…!

HaZaV : حذو : kişinin karşısında oturmak, bir kişinin işledigi fiili işlemek, benzeşemek, benzeşen, taklit, kopya…!

HaZeF : حذف : bir planın ana unsurunu alıp çökertmek, etkisiz ve yetkisiz hale çekmek düşürmek, kaldırmak, atılan, atılmış…!

HaZeKa : حذق : üstesinden gelmek, işin uzmanı olmak, becermek, ekşimek, usta, acar…!

HıZeV : خذو : kendi sorumlulugunu bir başka kişiye endekslemek, kenelenmek, sülüklenmek, sülpümek, yıkılmak, yapışmak…!

HıZeF : خذف : parmak ucuyla atmak, suçlu göstermek, parmakla işaret etmek, atmak, atış…!

HıZeKa : خذق : hıçkırmak, dümen kırmak, dümen…!

CeDeV : جدو : uygulama imkanı yetersiz, tatbik kabiliyeti zayıf, sütü çekilmiş meme, faydasız, kuru ciddiyet…!

CeDeF : جدف : kuş kanadı kırpılmış oldugu halde uçmaya çalışmak, boşa kürek çekmek, mezar…!

CZaV : جذو : tek bir tarafı yanmış odun, alevli odun parçası, meşale, mum…!

CZaF : جذف : ful tempo kürek çekerek gemiyi yürütmek, kürek mahkumu, kamçılamak…!

CZaKa : جذق : dişi süsü mücevherat, degerli taş, süs…!

 

و – ا – عدو – عدي – و – عد – وعد – و – كم – ا – و – لب – ولب –

 

BLM : بلم : BiLiM…! henüz eril görmemiş dişinin eril istemesi, kösnümek, fingirdemek, kızıla kesmek, kızanmak, kazınmak…!

TeLM : تلم : sabaanın yerde açtıgı ark, çizelge, çizgi…!

SeLM : ثلم : ondalamak, parametre, kertiklemek, çentiklemek, gediklemek, kertik, çentik, gedik, çetele,

 

لمو – ن – ا – ل – ال – بهم – با – لمو

 

MVDe : مود : sevilen sayılan, senden olana ilgi, yakınlık duymak, kaynaşmak, alışkanlık…!

MFZa : مفذ : kumar oklarından birincisi, büyük piyango, peşine düşmek, peşinat…!

 

ه – و – ود – كور – دور – و – ا – بما – حكم – حدم – من – ا – ل – ال – حو – – لحو – بحر –

 

HaFN : حفن : avcun alabildigi, avuçlamak, sıkım…!

HaKaN : حقن : HaKaN…! bir sıvıyı şırınga ile vermek, damardan vermek, zarketmek, enjeksiyon, aşırı doz, enjekte…!

HıVN : خون : yakınlıgı ve baglılıgı sürekli olmayan, yanar döner, dönek…!

HıFN : خفن : gök gürültüsünden korkmak, korkudan altına etmek, gizemli, gizli, korkmak, korku…!

CVN : جون : karanın içine sokulmuş deniz parçası, sepet, koy…!

 

ا – ل – ال  – رسول – و  – ا – با – كم – بكم – ان – بو – مبو – ا – با – ابا – لله – رب – كم- ان – كن – تم – كتم – حر –

 

HaTeM : حتم : HaTeM…! kişinin istegine uymayan davranışlara zorlanması, ya bu deveyi güdeceksin ya bu deveyi güdeceksin, kaçınılmaz, ister istemez, gereksinim, gerekçe, zoraki…!

HaSeM : حثم : nereye istersem oraya otururum, her zaman dört ayagı üzerine düşen, ellerini ovmak, ne olursa olsun…!

HıTeM : ختم : HıTıM…! evreyi tamamlamak, aşamayı kat etmek, bölüm sonu, bitim, varış, uç…!

HıYM : خيم : HaM…! bir şeyin çıkış noktasındaki özne, henüz işlenmemeiş, davranış karakter kesişeni, karakter oluşumu, referans, baz alınan, karakter…!

CSiM : جثم : CSiM…! yüz üstü yatmak, yüzükoyun, tünemek, yaygın, karabasan, kabus, ölü…!

 

حرج – تم – حهد – ا – وي – سبل –

 

BLY : بلي : ulaşılmış dogrunun eveti, yıpranmışlık sonucu, köhneleşmek, bilimsel evet,  tamam, öyledir, köhne…!

TeLY : تلي : alınanın üzerine konularak satılması, üzerine koya koya ilerleyen, peşini bırakmamak, ömrün ramakına varmak, aşagıdan gelen, ardınca…!

 

و – ا – ببع – مرص – بي – بسر – ون – ا –  ل – ال – بهم – با – لمو – مود – ه – و – ا – با – ابا – ا – علم – بما – ا –

 

HaVM : حوم : etrafında dolaşmak, döne döne uçmak, pervane olmak, pırpır, kayırıcı, torpil…!

HaKaM : حقم : ahmaklık etmek, bön bön bakmak, bönsenmek…!

HıVM : خوم : sınır, çizgi, yoz…!

CKaM : جقم : suçlayarak kazanmak, kemçirmek, öykünmek, sindirmek…!

 

و – ما – وما – ا – علم – و – من – ب – فعل – ه – من – كم – م – بكم – وود – صل – سو – ا – ا – ل – ال – سبل – ان – ب – نفق – ووو – كم –

 

BDeV : بدو : BeDeVi…! yerden bitme, dogal oluşum, sıradanlık, peydahlanmak, rutin, bozkır…!

BZaV : بذو : cinsel içerikli lakırdı, bedzeban, bedhuy, sövgü…!

TeDeV : تدو : TeDaVi…!  ilaç almak, ilaç tedavisi, ilaç kullanmak, ilaçlanmak…!

NDeV : ندو : içtima etmek, bir araya gelmek, toplanış…!

NDeF : ندف : hafif olanın kuvvetle saçılması, pamuk kabartmak, hallaçlamak…!

 

بو – ا – لكم – ا – عد – ا – و – او – بسط – ا – ا – ال – بكم – ا – بد – بهم – و – ا – ال – سبب – هم – با –

 

LŞV : لشو : yüksek iken alçalmak, rütbe kaybı, alçalmak…!

 

ا – و – او – وود – و – ا – ال – لوح – ب – كور – و – ن – ون – لن –

 

BVA : بوع : degerli bir şey vermek için yada almak için yürümek, uzun aralıklı adım atmak, kulaçlamak…!

BVG : بوغ : kendini bir hal sanma, üstünlük taslama, öne çıkmak, başa fırlamak, kan tutmak…!

BKaA : بقع : yer yer ıslanmak, alacalı bulacalı, her çeşitten olmak, benekli…!

SeVA : ثوع : yenmeyen salkımlı meyve, kusmak, kusmuk…!

NVA : نوع : NüVeA…! bir şeyi çeşitlendirmek, türlü türlü yapmak, binbir çeşit, çalkalayarak çeşitlendirmek, katagorize etmek, modellemek, nüvelemek…!

NFA : نفع : NeFeA – meNFeAt…! sadece kazanca ortak, işine yarayan, kar odaklı, avantaj yakalamak, kendine yontan, faydacı, çıkarcı…!

NKaA : نقع : suya basmak, suda bekletmek, akımı olmayan su, battaklıga düşmek, barlanmak, bataklık…!

YFA : يفع : ilk etabı tamamlamak, yeni yetme, delikanlı, ergen…!

YKaA : يقع : hız kesmek, tempoyu düşürmek, ritim tutmak…!

 

كم – ا – رحم – كم – و – لا – او – ا – ولد – كم – بوم – ا – ل – ال – قيم – ه – ب – وصل – ببب – كم – و – ا – الله – بما – ب – عمل – و – ن – ب صبر – ود – كبب – لكم – ا – سو –  ه – حسب – حسن – في – ا – بر – هم – ابرهم – و – ا – لد – بن – ال – دين – معه – اد – والو – ا – ال – قوم – هم  – مهم – ا – با – ابا – انا – برق – ا – من – كم – و – مما – ب – عبد – ون – من – دون – الله – كفر – با – بكم – و – بدا – نسا – ببب – و – ببب – كم – ال – عدو – ه – و – ال – بعض – ا – بدا – حبا – بو – منو – ابا – انا – لله – و – حد – وجد – ه – الا – قول – ابر –

 

HeTeM : هتم : dişleri çıkmamış bebek, ön dişleri olmamak, tutarı olmamak, tutarı kalmamak, zayıf ve mecalsiz eylemek, ıssıramamak…!

HeSeM : هثم : nesneyi ezilinceye kadar çignemek, damıtmaya hazır hale getirmek, ögütmek, ufalamak, enzimlemek,…!

HeNM : هنم : HaNıM…! anlaşılmayan gizli söz, zamana bırakmak, beklemeye çekmek, yerini gizlemek, gizli söz, pamuklara sarmak, pamuk, hanım…!

HeYM : هيم : temel olarak alınan, başını alıp gitmek, takılıp kalmamak, gereklililik, lüzumlu, takılmamak, çoşmak, kara sevda, karanlık enerjiye yolculuk…!

 

لا – بب – ه – لا – سب – عفر – ن – لط – من – الله – من – سي – ربب – علط – بو –

 

KeLB : كلب : doymak bilmeyen, aç gözlü, kudurmuş, kuduz…!

 

بكل – بدل – وكل – و  – ا –

 

LBTı : لبط : koşarken, ayakları birbirine dolanıp düşmek, basur agrısında kıs kıs kıvranmak, sürüm sürüm sürünmek, çelmelenmek, aganmak, yuvarlanmak…!

LSeTı : لثط : sokaga bırakılmış çocuk, atılmışlık…!

LYTı : ليط : parlak renk, göz alıcı, tüysüz olmak, dazlak, cavlak, oglan…!

 

ا – ببب – و – ال – لط – لبط – ا – ل – لم – الم – م – صبر – ربب – لا – ب – حعل – نا – وبب – ه – لل – دين – كفر – و – او –

 

VeF : واف : gerekli her şeyi tam olan, elverişli, tastamam, yeterli, komple, gür…!

VeKa : واق : bir işi onarıp düzeltmek, iyileşmeye yüz tutmak, dallamaları dışarda tutmak, esirgenmek, korunmak, iltimas etmek…!

FeF : فاف : kuş başını kanatları arasına soktu, iletişim kurmamamak, ilişmemek, üf bile dememek…!

FeKa : فاق : okun gezini kırmak,içecegi yavaş yavaş içmek, yolsuz yöntemsiz başarmak, derin nefes almak, üstesinden gelmek, başarmak, çıkmak…!

KaeV : قاو : bir işe güç yetirmek, kuvvetli olanla yarışmak, kuvvetli olanı baz almak, kuvvetli rakip seçmek, saglamlaşmak, güçlenmek…!

KaeF : قاف : KaF…! iz süren uzman, izini sürmek, izci…!

KaeKa : قاق : ev eşyası döküntüsü, modası geçmiş, hırtı pırtı, fasa fiso, boş bogaz…!

 

ا – عفر – لنا – نار – رببا – ببا – ا – بط – ا – بب – ا – لعر – بر – عزز – ا – ال – حكم

 

LVDe : لود : sevgi tutkusundan oluşan delilik, tutkuya esir, sempati…!

LVZa : لوذ : arkasına sıgınmak, eteginin altına saklanmak, gölgesi olmak, sıgıntı, militan…!

LKaD : لقد : degildi ama oldu, yaklaşık olarak, lakin…!

 

كان – دان – لكم – وهم – ا – سو – ه – حسب – ه –

 

LMN : لمن : kime göre, yetersiz mana, kim tarafından onaylanmış, illaki, zoraki…!

 

كان –

 

BRHa : برح : yerini terk edip yabana gitmek, konfor alanını terk etmek,  alıp başını gitmek, lüksü bırakmak, uzaklaşmak, ayrılmak…!

BRHı : برخ : kılıç zoruyla edinilen, savaşarak bolluk, ucuz yoldan zenginlik…!

BRC : برج : BuRC…! dişinin süslenip sokakda endam ederek yürümesi, kedinin ulaşamadıgı et, gösterip dokundurmayan, albeni…!

BZeHı : بزخ : bir şeyi ölçmeksizin ve tartmaksızın hepsini alıp götürmek, gögsü kabarık, topyekün…!

BZeC : بزج : kendi kazanımı olmadan övünmek, süsle övünmek, miras yedi, zenginlik, servet, saman..!

TeRHa : ترح : zirveden dibe düşmek, çok büyük sıkıntı, dip yapmak, hayel kırıklıgı, depresyon, depresif…!

TeRHı : ترخ : hafif ama derinden yaralanma, gevşeklik, uyuşukluk, laçkalık, incinmek, sızı…!

TeRC : ترج : gerekeni yaptıgını düşünüp beklentiye düşmek, sonucu başkasından beklemek, umuma baglamak, ummak, ümit…!

NZeHa : نزح : kuyunun suyu azalmak, ununu eleyip elegini duvara asmak, içine çekilmek, göçetmek, terki diyar eylemek…!

NZeC : نزج : en güzeline geçmek, ışınlanmak, fırlamak, kalgımak…!

 

RHaV : رحو : çok dolaşan kimse, dönmekte olan, degirmen, pervane, dönmek, döner…!

RHaKa : رحق : safi ve duru şarap, nektar, bade, mey…!

RHaV : رحو : kolayca kırılıp ufalanan, gevrek, loş…!

RHıF : رخو : suyu fazla kaçmış hamur, cıvımak, cıvık, sünepe…!

RCV : رجو : bir başkasının başarmasına ümit baglamak, o gelecek herşeyi düzeltecek, sonuç odaklı, beklenti…!

RCF : رجف : yumşaklık ve şişmanlık dolayı oynamak, bıngıldamak, tirildemek, sarsaklık, cıbıl cıbıl…!

ZeHaF : زحف : dizler ve eller üzerinde yürümek, emeklemek, sürçmek…!

ZeCV : زجو : mızrak ucu ile sürmek, dürtülemek, tıkaçlamak, dürtme, tıkma…!

 

ا – الله – و – ا – ال – نوم – الا – حرو – من – ببل – بول – وان – الله – هو – ال – عني – ال – حمد –

 

ASiKa : عسق : büyük istekde bulunmak, istege baglı kalmak, hep istemek…!

AŞKa : عشق : AŞK…! aşırı derecede sevmek, sevgiyi abartmak, tutuklu kalmak, tutkulanmak, vurgun yemek, aşk…!

GSiK : غسق : aydınlıkda karanlık yaşamak, gecenin ilk karanlıgı, aydınlıkdan karanlıga, alaca karanlık kuşagı, ay tutulması…!

 

الله – ان – ب – جعل – ببب – كم – و – ببن – ال – دين – عدب – تم – عد – ببم – منهم –

 

MVDe : مود : ilgi göstermeye yönelten duygu, yakınlık duyma, etkilenme, ilk aşk, elektirik, plotonik aşk, çarpılmak…!

 

ه – و – الله – ودر – دبر – قد – بر – و – الله – عفر – رحم – لا – ببه – ب

 

BHeB : بهب : kızmış devenin kükremesi, küplere binmek, önüne geleni tekmelemek, zıvanadan çıkmak, yakıp yıkmak…!

BHeTe : بهت : kaskatı kalmak, donup kalmak, renk atmak, şaşa kalmak, pusulayı şaşırmak, şaftı kaymak, afallamak, solgun, soluk…!

BHeSe : بهث : sinsi bir gülüşle karşılamak, sırıtkan, pişkin, sinsi…!

TeHeB : تهب : bagış altında eziklemek, bagışını göze sokmak, sütünü helal etmemek, rencide etmek, yangılamak, yangı, akkor…!

NHeB : نهب : başkasının malına çökmek, başkasının buluşunu sahiplenmek, bilgi hırsızı, çapullamak, yagmalamak, kapkaç, haydut, eşkiya, edison…!

NHeY : نهي : karıklarda suyun taşmasını önleyen yüksek duvar, akil adamların avama açmadıgı, entellektüel ilim, layıkı olmamak, men edilmek, yasak…!

 

كم – الله – عن -ال – دين – لم – وبل – كم – في – ال – دين – و – لم – بحر – حو – كم – من – دبر – كم – ان – ببر – و – هم – و – ب –

 

VSıT : وسط : VaSaT…! iki uçtan eşit uzaklıkta olan, ortamda sivrilen, orta parmak, orta direk, göbeginde, göbek, orta…!

VŞZı : وشظ : baltanın deligini bir parça ile daraltmak, laçkalıgı gidermek, kamalamak…!

KaSiTı : قسط : KaSıT – maKSaT…! doganın sebep oldugu yıkım, şeriatın kestigi parmak, talepte bulunana arz, permi, hastalık, sakatlık, illet…!

KaŞTı : قشط : dibine tutmuş bir şeyi kazımak, sıyırmak, kazımak, ıspartula, kazıntı…!

 

وا – ال – بهم – ان – الله – بحب – ال – الم – وسط – بن – ا – بم – ببه – ب – بهب – كم – الله – عن – ال – دين – و – بلو – وبل – كم – في – ال – دين – وا – حرح – حر – حو – كم – من – كبر – دبر – كم – و – طهر – وا – علي – ا – حر – حكم – حرح – كم – ان – بلو – ولو – بول – هم – و – من – ببو – لهم – فا – ولط – واو – لبط – هم – ال – طلم – ون – با – بها – ببه – ال – دين – ا – منو – ا – داح – كم – ال – لمو – ممن – ب – م –

 

HeHaR : هحر :  güneş ışıgının dik vurdugu zaman, ögle vakti sıcagı, ögle sıcagı…!

HeCR : هجر : HeCiR – HiCRet – muHeCiR…! uyku ve hastalık anında sayıklamak, bilinç altında yatan, tutarı az olsada gerekliliklerini yerine getirmek, gemileri yakmak, terk etmek…!

 

ب – فا – م – بحب – هن – الله – ا – علم – با – بمب – هن – فا ن – علم – تمو – هن – ممن – مو – مبب – ولا – ب – رجع – هن – الي – ال – كفر – لا – هن – حل – لهم – و – لا – هم – بحل – ن – لهن – و – ا – بو – هم – ما – ا – بوو – نوو – ا – و – لا – حبا – حي – علب – كم – ان – ب –

 

NKeHa : نكح : NiKaH…! gözlere uyku basmak, şekerleme yapmak, uykuya yenik düşmek, uyuşmak…!

 

هن – ادا – ا – ببم – هن – ا – حور – هن – و – لا – ب – مسك – ا – ب –

 

ASaM : عصم : savunma yapmak, defansa çekilmek, korumaya almak, defansiy, önlem…!

ADaM : عضم : direnç oluşturmak, tutarlılık, tuturmak, nallamak, çivilemek, direnmek, direnç, diren…!

 

 – ال – كو – ا – ور – و – سل – سبل – بلو – ا – ما – ا – بوو – تم – و – ل – سبل – ا – ما – ا – ب – ووو – اد

 

LDaM : لدم : ben ne haltlar yedim, göğsünü dövmek, korkudan tutulmak, lakırtı bile söyleyememek, permeperişan…!

LZaM : لذم : bırakıldıgı yerde otladı, begenisinde yetindi, kalın kafalı, oturdu ve kaldı…!

 

HaDeM : حدم : bastırılmışlıgın dışa vurumu, alevlenmiş ateşin çatırdısı, can evinden vurulmak, güç kullanmak…!

HaZeM : حذم : HaZıM…! çarçabuk yiyip mideye oturmak, keskin sirke küpüne zarar, ögütülmemiş…!

HıDeM : خدم : istiHDaM…! üçret karşılıgı iş gören, başkasının işinde çalışan, hizmet etmek, hizmetci, uşak…!

HıZaM : خذم : gücü ensesinde hissettirmek, pençelemek, parelemek…!

CDeM : جدم : dalları çok ama meyvesi verimsiz agaç, kuruması kaçınılmaz meyve agacı, saman hurdası, kırpıntı, kesmük…!

CZeM : جذم : CüZaM…! ekinin toprakta kalan kök artıgı, fonksiyonunu yitirmek, eli kesik kol, el kesmek, anız…!

 

حكم – الله – ب – حكم – حدم – ببب – كم – و – الله – علم – حكم – حدم – و – ان – فا –

 

BDeM : بدم : soguk kanlı, ılışmış, dingin…!

BZaM : بذم : hiddetini ve gazabını zaptetmek, dizginlemek, semizlik, akıl, us…!

SeDeM : ثدم : sözü yönetip yönlendirme gücü olamayan, süzgeç ayarı olmayan, tek tip süzgeç kullanan, ahmak, kaba, iri…!

NDeM : ندم : pişman olmuşluklar kulübü, damdan düşeni damdan düşenin anlaması, aynı renk, yaren…!

 

سي – من – ا – روح – كم – ا – رو – حمد – الي – ال – كفر – دبر – و – عوب – فا – بو – وب – ا – ال – دين – دبب –

 

DeHeY : دهي : çıkarı için her yolu denemek, dalavereci, entirika, kurnaz, çakal…!

ZaHeB : ذهب : cazibesine kapılmak, lüxs hayat, parıltısına kapılmak, yaldızlanmak, altın…!

ZaHeN : ذهن : ZiHiN…! tehlikeyi önceden sezmek, meyvenin olgunlaşması, unutturmak, eğletmek, mum diktirmek, hazırcı, dimağ, zihin…!

 

 – ا – روح – هم – مثل – ما – ا – ب – ووو  – ا – و – ا – بوو – ا – الله – ال – دي – ا – ببم – به – مو -منو -ن – ومب – با – انها – ال – نبي – بني – ادا – حط – ا – لمو – مبب – ببب – بعط –

 

ABTı : عبط : gençiken hasta olmadan ölmek, yalan türetip söylemek, temelsiz, gerekcesiz, toyluk, aptallık…!

ASeTı : عثط : düzlemdeki merkez, oturak yeri, dere ortası…!

ANZı : عنظ : her daim kötüyü öncelemek, kötüye maruz bırakmak, suçlayıcı…!

GBTı : غبط : GıBTa…! biçilmiş ekin demeti tutamı, bitirilmiş iş, afferin…!

 

علي – ان – لا – بشر – دن – كن –

 

SiRKe : سرك : vucut kuvvetten düşmek, salıvermek, burakmak, hipnoz…!

ŞRKe : شرك : ŞiRK – müŞRiK…! büyük hayvan avında kurulan tuzaklama, mesafesi yakın kazancı büyük olan, kapanca, bagcık, açmaz, kapan…!

 

SiRDe : سرد : cocuga anlatır gibi anlatmak, örücülük, örgülemek, öne sürüm, ortaya bırakmak, sürüvermek, hikaye anlatmak…!

ŞRDe : شرد : evini barkını terk edip kaçmak, hep birden kaçmak, kaçışmak, tüymek, ürkmek, derbeder, berduş…!

 

با – لله – سبب – و – لا – بسر –

 

VN : ون : her ne kadar ise, çambalı, çalpara, şırp, şire…!

FN : فن : FeN – FeNi…! agacın gövdesinden çıkan dallar, süslü yaratıcılık, çogalmak, çogalım, çelimsiz, egreti, yan kollar, yayılmacılık, kazıcılık, artistlik…!

KaN : قن : toprakla birlikte alınıp satılan işci, tüm işi gören ama degeri olmayan, kızılca kıyamet, karavaş, maraba, bende, köle, kul…!

 

SiRV : سرو : agaç kökünün damarlarının yer altına sürüp gitmesi, kök salmak, tutunmak, ali cenap, yigit…!

SiRF : سرف : SaRF – iSRaF – müSRiF…! hovarda olma durumu, abesde iştikal, çarçur etmek, savurgan, tiryaki…!

SiRKa : سرق : yemleyerek dolandırmak, ruhu bile duymadan çalmak, profesyonel hırsız, aşırmak, soymak…!

ŞRF : شرف : ŞeReF…! nesneye pek yaklaşmak, havale geçirmek, yüksek sosyete, magazin…!

ŞRKa : شرق : ŞaRK…! güne bir çok işi olan olarak başlamak, yara kan ile dolmak, dolup taşmak, yapacak çok işi olmak…!

ŞZeV : شزق : bebelere balon, pompalamak, kabarmak, şişmek…!

 

و – لا – بر – ببن – ب – ربب – و -لا – ب – وبل – ن – ا – ولد – هن – و – لا – با – بن – ببن – ببه – بن – بور – ببه – ببن – ا – بد – بهم – ا – رحل – هن – و – لا –

 

GDaTı : غضط : kişi hacet giderdi, altına sıçtı, büyük tuvalet, sıçtı sıvadı…!

 

في – م – عرف – و – ببع – هن – و – ا – سب – عفر – لمن – لهن – الله – ان –  الله – عور – رحم – با – ابه – باب – ه – ال – دين – ا – منو – ا – الا – ببو – لو – بول – ولو – ا – وم –

 

ASaB : عصب : sinir sisteminin merkeze olan bagı, demetlenmek, kombinasyon, ilintilenmek, çeltefilli, entropi, grif…!

ADaB : عضب : kılıç sokup içinde çevirmek, diliyle sokmak, koguculuk…!

GSaB : غصب : GaSB…! göstere göstere almak, zorgulamak, zorbalık, zorgu…!

GDaB : غضب : GaDaB…! hiç ummadıgın yerden yaralanmak, en yakınından sokulmak, baklayı agzından çıkarmak, babalara gelmek, babalanmak, hınç…!

 

الله – علب – هم – ود –

 

BBSi : ببس : meme emen bebek, agzı süt kokmak, bebe…!

TeBSi : تبس : üstündeki cizgi ve yazıların silinmiş olması, keşmekeş, kargaşa, kaos…!

TeBŞ : تبش : birbirine el uzatıp itişip kakışmak, tepişmek, didişmek…!

TeYSi : تيس : geyik boynuzu, keçi boynuzu, kıvrım kıvrım boynuz…!

NBSi : نبس : kalabalıga seslenmek, konuşma yapmak, miting yapmak, slogan atmak…!

NBŞ : نبش : güçlü bir biçimde deşmek, gömülü nesneyi kazıp çıkarmak, hazine bulmak, deşelemek, eşelemek…!

NTeŞ : نتش : gövdeye batmış dikeni cınbız ile çıkarmak, inne ile kuyu kazmak, tereyagından kıl çekmek, çekip çıkarmak, hoşnut, ongun…!

 

ا – من – الا – حر – ه – كم – دم – ببس – ال -كور – من – ا –

 

SaHaB : صحب : bir kimsenin yanında bulunmak, yoldaş mı yandaş mı, eşlik etmek, çıkar amaçlı…!

SaHaTe : صحت : ciyak ciyak ciyaklamak, bar bar bagırmak, çıglık atmak, bize gelin bize, çagırgan, haykırış, çıglık…!

SaHıB : صخب : herkesin bir anda konuşması, her kafadan bir ses çıkması, politika, ses kirliligi, hengame, gürültü, patırtı, şamata, çıngar…!

DaHıTe : ضخت : tulumbadan su çekmek,  fışkiye ile sulamak, duş suyu, fıskiye…!

 

ال – وبر – م –  بور –

 

MBR : مبر : yönetip yönlendirme, kanunla yöneltme, kararname, kanunname zapturapt, zabita, zabıt…!

MTeR : متر : MeTRe…! yüzeysel ölçü birimi, metre…!

MSeR : مثر : paradan para kazanmak, paraya para katmak, çok olanla çok kazanmak, servetine servet katmak, zengin…!

MNR : منر : su terazisi ile ölçmek…!

MYR : مير : yiyecek satın almak…!

MYZe : ميز : avantaj saglamak…!

 

 

 

13 – iMTiHan = NuTuK – maNTıK …!

 

 

konu ortamın dini maneviyatı… bilinmezliğin bıraktıgı yerde otlamaya devam etmesi ve bardağın boş tarafından bakması ve kitlelere çıtayı yüksek tutup yükselttikce yükseltmesi… reflexsel tepkime keşke bilimine… ortamın onlarda keşkeleşen keşmekeş LaTına, beraberinde o piyangodan çıkardıklarına… ve yaparım ama karşılıksız olmaz kafirlik çelişkilerine… ve nemalandıkları hükümsel mahkumiyetlerindeki onamalarına… ortam hakdan hukukudan buharlanıp hariçlendi… olumlu oluşmuyor resul sueali… ve kitlelerin atalarında… kendisi pürüssüz olan manaviyat bende tanımlanamaz, kitlelerin potansiyel kapasitesinde… kendi kendini olasılıktıran tümlük tamamlaması alan açar yenilenme reformuna içerik olur herkese sebil… ve yüzler kızarır dudaklar ıssırılır sıhat saglık bozulur maraz çıkar anında kaygan zeminde kayar yanlışı dogru bilen beşer… ortamın keşkeci keşmekeşleri onlar, beraberlerinde o sevgi pıtırcıklarına sevinç duyan sevindirikler… ve atalarının iz düşümü anlamlandırmalarından nemalanan korkakların tümü… ve nedenselde galebe çalanların tümü… ve kim yapılandırdıysa onu sizde onandı… okkalı bir vuruşla vuracak kökde olan piyasayı sulayacak… ortama sereserpe serpilecek…!

 

kendi kestirme yollarında olasılıklandıranlar ortamdaki kitleye sıgınan sıgıntıcılar… ve işte bütün kirli çamaşırlar ortaya dökülecek kitlelerin bildiklerinde onların elleri ile üretip türettiklerinde… ve ortamda kastettikleri onaların sebebelendirmeleri beleşten kaynaklı sevgi sevicilikleri… ortada levha ile çelişkiye düşenlere zaman tanınmayacak kitleler halinde inim inim inletilecek üflenecek kitlelere tercümelerde… ve olmayacak kitlelerin yavrulayan dogmaları uyutup uyuşturup yutturdukları… ordamda o silip süpürme asılda köklenecek fasılalı boyutlanacak kitlelere… ve tanımlanan nema amelelikte  madalyonun diger yüzü olarak görüntülenecek…!

 

karşılık olmadan olmaz diye ögretilen genel ögreti kitabesi kitlesizleşecek  o indirilip saçılacak o hasan iyileşmesi içeriginde ibrahimin bireyi olan onlara… ve ortamda dinin donesi olan medeniyet ile o başbaşa kalacak, çünkü öyle böyle fiileri kıvamlamayacak onları… ben beriyim koptum kitlelerin onamasından… ve mimledikce mimledim sorunsalları onayladım döngüsel devinim dönencesinde tanımlananın çelişkilerini kitlelerde… ve nidam boyutlara… ve kitlelerin sabitelerine… ortamın o karavanacı yobazlarına… ve ortamın kararsızlarına bırakıldıgı yerde otlayanlarına… ihyadaki hayı üretip türeten işlemcilerin teminlerine… ben TANIMLAMAM… o meVCuDun VuCuD bulmuş ViCDanında…

 

bilinmezlik önerip sunar onlara bireyi beriyi bariyeri… olmaz o NeBi kamu yararına savcı, olmaz istigfar etmez asla vazgecmez döver kendi kendini, tokatlar yüzünü… ve mimler yetenek ve becerisini döver kendi kendini tokatlar yüzünü onaylatır  tanımlanana onaylattıp genişlettigi şeylerinde potansiyel kapasitesinde galip getirdiği tüm sürtüşmelerini  ayak bagı olan nakillerini… ve ortamda kendi kendini döver tokatlar yüzünü sabitelerinde… ve tokatladıkca tokatlar yüzünü dövdükce döver kendini…

 

ortamın sürdürülürlüğünde potansiyel kapasitesini genleştirenlere.. olmaz yapısal işlemciliktki o FiTNe.. olumsuzluktan dolayı olumsuzlaşan döngüsel devinim dönencesindeki DoNe kafir çelişkisi… ve vazgeçer lat keşkesinin keşmekeşinden, potansiyel kapasite genişletmesinden, eski ataların konularından… ortamı gururlandırıp kandırıp ortamı mahküm eden hükümlerden… karşılıksız olasılıklandırma kitlede oluşmaz… onlara fenni gübre… o şifa  olan o iyileştirici manasız olan olasılıklarda ite kalka yürütülerek tanımlanan… ve ortamı uyutup uyuşturan bilinmezlikde karşılaşacagı… ve onayı yorumladıgı fenni gübrede tanımladıkları uydurmasyon heva… ortam zengin mi zengin gani… ortam ilkelimi ilkeli… aşık tüm tanımlamalara… kendi yapısal işlemcisini sabitleyen kitleler… ve disipline edip ortam dininini yarınlara atanlar onlarda onaylı o plotonik tek taraflı sevgi… ve tanımlananı orantıla… ve tanımlanandan vaz geçip tercüme et…!

 

olmaz kitlelere el çektirip yasaklamak tanımlanan geniş zaman anında… ortam dini oluruyla olmazıyla tutanın elinde kalıp katledildi kitlelerce içerikde uyarladıkları ortam dinine… ve olurundan olmazından uzaklaşıp dışarda tutuldu kitleler onandıklarında geride kaldılar… kendileri bitirip sonuçlandırdı onlar… ve dibine tuttular… ortamın keşkelerinin keşmekeşliginde onlar… kendi tanımlamaları kanalizasyon… ortamın dibe tutmuşlugu kendilerinden kaynaklı yasakladıkları tanılamaların geniş zamanlı anı… ortam dini permeperişan edip katil etti kitleleri içeriklediklerinde… ortam dini dışladı kitleleri onaylayıp geride bırakılan kitlelerde… ve işte zahir edilen zuhur edip enselerine bindi üstünlediklerinde dışlanmışlıklar olarak… kendi bilgilerinde bilinçlerinde yorumladı onlar ve onadılar bilgi bilinçlerinde onlar… ve ısrarla sıvayıp sıvazladılar onlar… ortam olması gereken yerde olmadı o konularda… ortamda onanan maneviyat sapıttırdı suç önleme takdigi olan hükmü… ortamda onaylanan öğlen sıcagı sayıklaması… yinede alt yapı kanalizasyonundaki yetersiz tanımlamaların iz düşümü aleminde yetersiz onamaları beraberinde… fenni  gübre iz düşümü aleminde yetersizce onayladıklarında… ne yaparlarsa yapsınlar yinede dönüştürdükleri yetersiz henüz degil… ortam çelişki dolu kafir… olmaz yetersiz çözümleme onlarsız…  ve olamaz onlara helal panzehir yetersizliklerinde… ve eskiler onlara… nasıl kısa kestirmeden mi… ve olamaz canlı hay kitlelerin galebe çalmasıyla… kendi nikahladıkları yetersiz şekerlemelerde, saptırdıkları yetersiz betimlemelerde, yetersiz ücretlendirmelerinde… ve olmaz mutak sıfır miskinligine karşı direnme… ortam çelişki kafirliginde serme sebil… nasıl ama kestirmeden kısa yolcu… ve suallemeden… nasılmış ama kestirmeden kısa yolcu  yavşamış kitleler… can evinden vurulmuş hadım tanımlayanlar can evinizden vuruldunuz kitlesel boyutlarda… ve tanımladıgınızın iz düşümü aleminde hadım oldunuz…!

 

ve kendi feninin kitleleri şeyde onayıp revaclayıp gündem yapan kitleler henüz degil… ortamın çelişkili kafirleri kendi topugunuza sıkacagınız akibet yakın fenninizde… ortam dininde onların eşleştirdikleri masal… ne neden nasıl mı…  kestirmeden kısayol… hiç bir tutarı olmayan tanımlamalar… ortam zayi oldu kendi bencillklerinde onunla beraber anlamlandırdıkları o konularda… ortamın yararına olan kamu nebisini yalpalatıp piyonla yemlediler… ortamdaki manalandırma daha dirilmeden öldü üstünlemelerinde… kendinde olduramadı beşer kaygan zeminde yanlışa dogru diyerek kazanç ortaklıgı kurdu beraberindeki tanımlanamaz sebebcilikte… ve olduramadı beşer kaygan zeminde ayagı kaydı fende… ve olmadı ayak bastıgı beyanı beyin… ve olmadı kabul ettigi veledin yetersizligi… ve olmadı beyanları küplere bindiler yag bagladılar bedende o konulardan çıkarımladıkları yetersizlik merhalelerinde… ve olmadı sıçıp sıvadılar içeriklerin marufuna… ve yine yetersiz kaldılar alan ferahlaması beasında… ve vazgeçişi onaylatamadılar tanımlamalarında… kendi tanımlamalarından vazgeçiremedi tercümeleri o konuda…

 

ortamın dininin maneviyatı olmaz tevili yorumlayarak kıvamı gasb eden tanımlamalarla onların galebe çalmalarında… yaparım ama karşılıksız olmaz diyen ince ayarda didikleyenlerin onayladıklarında… bilinememezlikde hürleştiren o didik didik didikleme… ortam kafirin  çelişkilerde onaylayıp sahiplendigi… ortam KiBiR…!