Karia

Karia /

Karia

 


 11 – KaRiA …!


اَلْقَارِعَةُ


مَا الْقَارِعَةُ

وَمَا اَدْرٰیكَ مَا الْقَارِعَةُ

يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ

فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازٖينُهُ

فَهُوَ فٖى عٖيشَةٍ رَاضِيَةٍ

وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُ

فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌ

وَمَا اَدْرٰیكَ مَا هِيَهْ

نَارٌ حَامِيَةٌ

 

 

 


1 – Kaari’a…

 


2 – Nedir kaari’a?

 


3 – Sana o kaaria’yı bildiren nedir?

 

4 – İnsanların, ‘her yana dağılmış’ pervaneler gibi olacakları gün,

5 – Ve dağların ‘etrafa saçılmış’ renkli yünler gibi olacakları (gün),

 


6 – İşte, kimin tartıları ağır basarsa,

 


7 – Artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir.

 

8 – Kimin tartıları hafif kalırsa,

 

9 – Artık onun da anası (son durağı) “haviye”dir (uçurum).

10 – Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir?

11 – O, kızgın bir ateştir.

 

 

 11 – KaRiA …!

 


 ا لٯر عه ما ا لٯر عه ٯ ما ا د ر ٮط ما ا لٯر عه ٮٯ م ٮڪٯ ں ا لٮا ٮٮں ڪا لٯر ا ٮٮں ا لمٮٯ ٮ ٯ ٮڪٯ ں ا لحٮ ل ڪا لعهں ا لمٮمٯ ٮٮں ٯا ما مں ٮٯلٮ مٯ ر ٮٮه ٯهٯ ٯى عٮسه ر صٮه ٯ ا ما مں حٯٮ مٯ ر ٮٮه ٯا مٮه هٯ ٮه ٯ ما اد ر ٮط ما مٮه ٮا ر حا مٮه 

 

 

KaVRaM SöZLüK =

 

VRA : ورع : genelin kabulü olan dine sorgusuz sualsiz inanan kimse, dindarlik, inanmak, çekinme, sakınma, korkma, diyanetkar, sofilik, inanç…!

VZeA : وزع : arkadan gelenlerin öndekilere yetişebilmesi için öndekilerini durdurmak, aranın kapanmasını saglamak, beklemeye almak, beklemeye çekilmek, duraksamak, bekletmek…!

FRA : فرع : teFeRuAt…! bir şeyin ayrıldıgı bölümlerden her biri, önem bakımından ikinci sırada olan, bıranşlandırmak, fakültelemek, ayrıntılamak, çatallı, şube, kol, marjinal…!

FRG : فرغ : içinde hiç bir şey bulunmayan, işsiz olmak, boş olmak, sadece olan, önem arzetmeyen, eften püften, tamtakır, önemsiz, degersiz, boşluk, boş…!

FZeA : فزع : tehlike karşısında birden bire oluşan korku, ani dehşet duygusu, korkmak, ürkmek, ocunmak, endişe, panik, korku…!

KaRA : قرع : saçı olmayan başa vurmak, ince degnekle başa vurmak, boş kafa, dazlak kafa, döşenmek, azarlamak, terslemek, kınamak, cavlak, patak, kel…!

KaZeA : قزع : bir işe tek başına atılmak, devenin ilk yavrusu, küme bulut, kümülüs…!

 

RBKe : ربك : RaBiKe…! kargaşa ve bunalımın yol açyıgı karışıklık, bulanıklık, tuzaga yakalanıp çırpınmak, vartaya düşmek, çamura atmak, çalkantılı, apışmak, afallamak, kaos…!

ZeNKe : زنك : zengin, çinko…!

 

RBTı : ربط : RaBıTa…! birden çok şeyin birbiri ile ilintilenmesi, demetlemek, baglamlandırmak, ilişkilendirmek, kombinasyon, bağlam, sarım, bandaj, bağ…!

ZeBTı : زبط : fışıltı, çamur…!

ZeYTı : زٮط : sinek vızıltısı, cılız savunma, patırtı…!

 

LB : لب : LeB – LoB – LüB…! düşünme anlama ve manalandırma gücü, bir şeyin içindeki öz, herkesce bilinmeyen, zihin, künh, lüp…!

LTe : لت :  ağır bir şeyin başka bir şeyin üzerinden geçmesi, vura vura döve döve yedirmek, çignemek, dövmek, ezmek, yedirmek, ıslatmaj, silindir, ezik…!

LSe : لث : yavaş yavaş yagan günlerce süren yagmur, çisilti, çiğ…!

LN : لن : biz, bize, bizim, acak ecek, geniş zaman…!

LY : لٮ : borcu geciktirmek, oyalamak, kıvırmak, geçiştirmek…!

 

BYN : بٮں : BeYiN…! birbirine zıt olma durumu, dost düşman belli olsun, birbirinden beslenmek, akla ilk gelen, ilk esnada, göze çarpan, açımlamak, açılım, bariz…!

TeBN : تبن : gözlerini dikip dikkatle bakmak, sapla samanı birbirinden ayırt etmek, savurmak, savruntu…!

TeSeN : تثن : süklüm püklüm, yamanmak, yandaş…!

TeYN : تٮں : TiYN – TaYiN..! başka bir görev yerine atanmak, bu ikisinden daha fazlası, incir…!

SeBN : ثبن : bir şeyi beze sarıp alıp götürmek, bezin uçlarını  katlazyıp dikmek, dolandırmak, dolamak…!

SeTeN : ثتن : şişip kokmuş diş etleri kokusu, agız kokusu, kokuşmuş, kokmuş…!

NTeN : نتن : bozulup dagılmak, çürümek, bozulmak, igrenç kokmak, pis koku…!

YTeN : ٮتں : çoçugun ters dogması…!

 

Ke : كا : şu, gösterilen, işaret edilen, uzakta olan…!

 

VRŞ : ورش : toplumu birbirine düşürmek, birini birine kışkırtmak, imalathane, toplum mühendisligi, algı yönetimi, yapım evi, atölye…!

FRSi : فرس : arslan avını yakaladı parçalayıp yedi, tarumar etmek, hırpalamak, agır vasıta…!

FRŞ : فرش : FaRaŞ…! yük taşıyacak çaga gelmiş hayvan, yaşamın en geniş alanı, sorumluluk, tabana yaymak, yaygın, yatak…!

KaRSi : قرس : çok soguk, çok üşüten, dondurucu soguk, buz kesmek, donmak, buzul, don…!

KaRŞ : قرش : KıReŞ…! söze yalan katarak koguculuk yapmak, derme çatma, tokuşturmak, devşirmek, derlemek, kuruşculuk, köpek balıgı…

 

BDeN : بدن : dış çerçeve, görsel, görüntü, semirmek, şişmek, beden, balon…!

SeDeN : ثدن : bedende oluşan yag birikintisi, et gevşekligi, pörsümek, vıcık vıcık…!

 

HaBL : حبل : HaBeL…! avlanmak için kurulan tuzaklama, kement atmak, kementleme, avlanmak, etkileyici, çekici, avcı…!

HaTeL : حتل : davranışları yapmacık olan, yalan ve hile ile iş gören, bilgisisz kişileri dolandırmak, sömürgeci, emperyalist, avantacı, düzenbaz, kurnaz, çıkarcı…!

HaSeL : حثل : HaSıL…! zaman içinde battıkca batan, ayak takımı, kepazelik, posa, piyon, yem…!

HıBL : خبل : ayakların bir birine dolaşması, zekası dipte sürünen, saçmalayan, tutarsızlık, ilkesizlik, delilik, delice, bunak, manyak, zırzop, üşütük, alık..!

HıTeL : ختل : beklenmedik bir davranışla yanıltmak, tongaya düşürmek, degişken huylu, ayartmak, kandırmak, aldatmak, çelmek, hile…!

CBL : جبل : CiBaL…! katı bir maddeyi su ile karıştırıp hamur haline getirmek, yogrulmak, tabiat, cografya, yakışıksız, kaba taslak…!

CSeL : جثل : sap ile samanı birbirine karıştıran rüzgar, birbirine karışmak, sarmaş dolaş, sapasarmak, sık, gür…!

 

AHeN : عهن : işlenmeye hazır hale getirmek, yan sanayi, malzeme, araç…!

 

MBM : متم : göbek kordonu kesilmiş bebek, ortam degişikligi, degişim, evreyi tamamlamak, konsep degişikligi, neticelenmek, sonuçlanmak, bitirmek, yeni alan, yeni yasalar, yeni kurallar…!

MSeM : مثم : iyi kötü her ne bulursa yiyen, kargüzar, obur…!

MYM : مٮم : MiM – iMaM…! başı yarılıp beyni dışa saçılmış kafa, öldürücü vuruş, mimleme…!

 

BVL : بول : iç yagı erimek, su kaynayıp nem atmak, işemek, terlemek, su atmak, sidik, çiş…!

BKaL : بقل : sonbaharda dikilip ilk baharda ürün veren sebze, sebzevat, baklagiller…!

TeVL : تول : TeViL…! sihri tedavi etmek, görev ve ödev adletmek, idalist…!

TeFL : تفل : TıFıL…! agzı kuru tükürmek, püf püf, tüf tüf…!

NVL : نول : NaVLun…! hizmet karşılayan ücretin dışında üzerine verilen ek ücret, fazladan, bahşiş, eşantiyon…!

NFL : نفل : NaFiLe…! her hangi bir hizmet olmaksızın verilen ücret, borclunun borcunu silmek…!

NKaL : نقل : NaKiL…! evi eşyaları ile alıp satmak, top yekün devir, çerezlemek…!

 

MVR : مور : süratle hareket etmek, yel ile kalkan toz, kımıldamak, kıpırdanmak, kıpraşmak…!

MFR : مفر : çok hızlı kaçan at, kaçamak, sıyrılmak, fırlamak, kaçıt…!

MKaR : مقر : kemik kırmak, kalem kırmak, karar vermek, acı verici, yanlışını onaylayan…!

 

VHeF : وهف : bitki yeşillenip yapraklanmak, kilise hizmetcisi, yürek çarpmak, havalanmak, uçmak…!

VHeKa : وهق : şaşırtıp söyleyecegini kayıp ettirmek, kontrolü eline almak, ip bagı, kementlemek, kement…!

FHeKa : فهق : kapıp koyuverme, ulu orta, ipsiz sapsız…!

 

ABSi : عبس : surat asmak, yüz azdırmak, çehre çatmak, somurtmak, suratsız, abuk subuk, depresif…!

ANSi : عنس : hiç evlenmeyip evde kalmış kız, evde kalmış, kartaloz, dominant dişi, rahibe…!

ANŞ : عنش : kucaga oturturmak, sarmaşmak, rahatsız etmek…!

AySi : عٮس : aygırın dişisine aşması, beyaz deve, aygır dölü…!

AYŞ : عيش : varlıgını sürdürmek, yaşama dair, yaşamak, yaşam…!

GBSi : غبس : bulanık kır rengi, kül rengi, gri, boz…!

GBŞ : غبش : çok karanlık gece, zifiri karanlık, bakiyesi, sonu…!

GNSi : غنس : genizden kusmak, geniz yangınlıgı, çok yakıcı…!

GYSi : غٮس : güzel genç kadınlar, gençlik çagı, tazelik, manken…!

GYŞ : غٮش : şunun şurasında sabaha ne kaldı, gecenin sonu, bulutların kalkması, perdenin açılması…!

 

RSaN : رصن : zamana yayıp kontrollü sıkıştırmak, abluka altına almak, aşama aşama sıkmak, yosun baglamak, sıkıştırmak…!

RDaB : رضب : tükürügünü emmek, agızdan sızan tükürük, yabancısamamak, kar tanesi, yar…!

RDaY : رضٮ : doyumda çıtayı yükseltmek, tükürdügünü yalamak, hoşnut etmek için her şeyi yapmak…!

 

EME : اما : olup biten, şimdi, hemen, anında…!

 

HaVB : حوب : sevgi üzerinden otorite kurmak, sevgiye bogmak, günah işlemek…!

HeVTe : حوت : büyük balık, balina…!

HeVSe : حوث : konaklama, yer, ev…!

HeFTe : حفت : dövmekten beter etmek, başa kakmak, ufalamak, incitmek, eziklemek…!

HaFSe : حفث : işkembe, şirdan…!

HaKaB : حقب : sagnak yagmura tutulmak, uzun süre, seksen yıl, çağ…!

HıVB : خوب : umduguna ulaşamamak, muhtaç olmak, çaresiz…!

HıVTe : خوت : tenha yerde yurtlanmak, zıtta yerleşik olmak, boşa sıgınmak, çökmek, sinmek…!

HıVSe : خوث : şişman kadın…!

HıFTe : خفت : korktugu için sesini alçaltmak, gizli söz söylemek, korkmak, pısmak…!

CVB : جوب : CeVaB…! aynı yerde dönüp dolaşarak yolu iz yapmak, karşılık vermek, yanıtlamak, cevablamak…!

CVSe : جوث : karın bölgesinde yag baglamak, sarkmak, sölpüp…!

 

HeBHe : هبه : bir büyüge sunulan armagan, sungu…!

HeTeHe : هته : mertebesine göre düşük davranış, hiç yakışmadı, yakışıksız…!

 

HıMN : خمن : taHMiN…! bir şeyi yerinde ve yararlı bir yolda kullanmak, degerlendirmek, yerli yerine denk getirmek, kararlamak, kestirmek…!

 

 

 

 

 

 

MaNTıK NuTKu =

 

ortamın o dazlak kafalılarının kafasına kafasın vur teFeRuAtı… neyi mi… VeReA dan olma inanaç ve inanmalarını… ve işte ne mi… manüpüle ettikleri cılız ilintili savunmaları… ne mi… ortamın inanç ve inanmaları… narkozla uyuttuldukları olasılıklandırmalarında… güzellemede oyalayıp kıvırıp geçiştirdiler birbirine zıt olma durumunu… çok uzaklar veriyi deşip alamıyorlar birbirine zıt olma durumundan… ortam sabitte sonuçsal… ve işte olasılıklandırma… ortam avcıların avlamak için kurdugu tuzaklarla dolu… çok uzaklar işlenmiş malzemeye… ortam ne bulursa yiyen kargüzar oburlarla dolu birbirine zıt olma durumunda…!

ve işte asıl tuhaf olan ne mi… onayıp tevilleyip yorumladıkları kalem kırıp karara bagladıkları o konularda ipe sapa gelmeyen kapıp koyuvermelerin içeriklerinde o depresif kuçaga oturmalar, o abluka altına alınmış şıkıştırmalar…

ve işte asıl tuhaf olan ne mi… sevgi üzerinden otorite kurup kalem kırıp karara bagladıkları o konuda , o süpürmede, o HeVada…

ve işte ne mi manüpüle edilmiş kombinasyonları… ne mi o onadıkları… ateşli o taHMİNleri…!